Piyasadaki nadir odak uzaklık aralığına güzel bir çözüm üretmiş olan, fiyat performans anlamında son derece başarılı aynı zamanda Türkiye piyasasında da genel olarak yer elde etmiş bir lensi inceleyeceğiz.

Uzun zamandır inceleme yazısı yazmadığım için bu yazıya başladığım esnada bir rahatlama gibi efendime söyleyeyim bir yük kalkmış gibi hissettim. Blogların enteresan bir sorumlulukları oluyor. Sürekli bir yarım kalmış inşaatın müteahhiti gibi zannediyorsunuz kendinizi.

Giriş yazıları her zaman için en zorudur. O yüzden böyle bir giriş yapmak iyi hissettirdi.

Yavaş yavaş lense gelelim.

Öncelikle ben bu lensi ilk duyduğumda “tırt” diye adlandırdığımız lenslerden birisi olacak diye düşünmüştüm. Sonra süreç içerisinde internete örnek fotoğraflar düştü. Lens çıkmadan pek çok firmanın yaptığı gibi tamron’da bu lensi üstadlara verdi(hediye etti) ve fotoğraf çektirdi. Evet. Örnek fotoğraflardan lensler iyi gibiydi ama örnek fotoğrafı kötü olan lens gördünüz mü siz? Ben daha görmedim.  Daha sonra lens piyasaya çıktı. İnceleme siteleri teker teker lensi övmeye başladılar. Ben gene olanca şüpheci tavrım ile bir kayırma durumu mu var diye düşündüm (ki bu da muhtemeldir o yüzden her yabancı inceleme sitesinin verilerine doğrudan inanmamak gerekiyor en azından 2 3 sitenin ortalaması ile bir fikre varmak daha mantıklı) En son olarak da bir arkadaşım satın aldı. Onda biraz deneme fırsatı buldum. Sonuçlarını canlı olarak gördüm ve dedim ki evet bu lens olmuş.

Şimdi lens ile ilgili ilk şüpheniz benim gibi bu kadar yüksek zoom aralığından nasıl verim elde edeceğiz. Üstelik başlangıç odak değeri de çok yüksek. Genellikle 3x zoom’un¹ üzerindeki lensler önerilmez. Bu lens aralığı gereğince 4x değerinde bir zoom sunuyor. Aslında çok da kötü sayılmaz ama yine de ön yargı oluşturuyor. Yalnız olaya şöyle de bakmak gerekiyor. Gene böyle bir diyafram aralığından (F/5-6.3) eğer zoom kapasitesi 3x olsaydı deselerdi (150-450mm) asla tercih edilebilir bir lens olmazdı. Yani 150-600 aslında iyi bir aralık. Biraz daha fazla zoom kapasitesi ekleselerdi de bu sefer kalite çok düşecekti büyük ihtimalle. Zaten ben bunları yazmadan nereden baksanız 3 sene öncesinde Tamron bu dediklerimi ortaya koyacak şekilde milyon dolarlar harcayarak ar-ge çalışması yaptı ki bu lens bugün elimizde.

Lensin gövde kalitesi alışık olduğumuz (Tamron SP 24-70mm f/2.8 DI VC USD ve Tamron 70-300mm VC f/4-5.6 Di USD’den bahsediyorum) Tamron lenslerinden bir tık daha üstte. Ancak bir Canon L serisi kalitesinde değil. Bu kalitesiz duruyor demek değil ama elinize aldığınızda bu farkı az da olsa hissediyorsunuz. Sorun edeceğiniz bir şeyden bahsetmiyorum. Zaten bu lensin performansına göre fiyatının bu kadar optimum olmasının sebeplerinden birisi de kaliteyi çok aşağı çekmeden kullanılan ucuz işçilik olduğu aşikar. Ya bu lensi daha yüksek fiyatlara satın almayı tercih edecektiniz. Ya da daha düşük maliyetleri. Ben de ikinciyi tercih ederdim.

Gövdenin üzerinde 3 buton(tırnak, düğme artık siz ne dersiniz) karşımıza çıkıyor.

Bunlardan üstteki Limitleme özelliğine yarıyor. Eğer uzak mesafe çekimi yapacaksanız tırnağı 15m yazılı yere getiriyorsunuz. Lens sadece 15m ile sonsuz aralığında netleme yapıyor. Bilhassas kuş çekimlerden af hızını gözle görülüyor şekilde artırıyor. AF hızı konusuna daha sonra detaylı olacak geleceğiz.

Diğeri bildiğimiz AF-MF tırnağı.

Gövdede ki butonlardan bahsederken hemen küçük bir parantez açmak gerekirse, AF-MF tırnağının altındaki SP ibaresi titreşim engelleme anlamına gelmiyor. Burada 3. bir tırnak olarak onunda yeri olması gerekiyor(ki var zaten en alttaki titreşim engelleme tırnağı) ama SP onu temsil etmiyor. Yazının en altında adet yerini bulsun diye bu lenste kullanılan kısaltmalardan bahsedeceğim zaten. Ancak SP Tamron’nun Canon’un L serisi manasına gelen ibaresi oluyor.

En altta ise tabi ki VR yani Tamron’un patentli titreşim engelleme ismi ile Vibration Compensation tırnağı bulunuyor. Bu lensin titreşim engelleme performansına da detaylı olarak geleceğim ama ön bir bilgi vermek gerekirse oldukça iyi çalıştığını söylemem gerekiyor. Tripod üzeri kullanım dışında pek elinizin gideceği bir buton değil zaten.

Tripod demişken, tripod bağlantı halkası yeni nesil bağlantı halkaları gibi tasarlanmış. Yani halkanın içeri bakan tarafı taşıma esnasında kolaylık olsun diye parmak aralıklarına göre dizayn edilmiş ve dikkatimi çekti parmaklar rahatça girsin ve kavrasın diye lesin gövdesinden biraz daha aşağı konumlandırılmış. Basit bir ayrıntı ama oldukça güzel düşünülmüş.

Son olarak hemen alttaki görselde de gördüğünüz gibi zoom halkasının altında bir tane daha tırnak koyulmuş. Lock yani kilit tırnağı. Bunu kitleyerek zoom halkasını kitliyorsunuz. Lens aşağı doğru bakarken lensin yer çekimine yenik düşerek birden açılmasını engellemek için gayet iyi düşünülmüş Ancak bu tırnak kilitli iken zorlayacak şekilde zoom yapmamayı da hatırlamak gerekiyor.

Gövde kalitesi üzerinden eleştirilecek bir tarafı yok bu lensin. İlla eleştirmemiz gerekirse belki biraz daha sağlam hissiyatı veren maddeler kullanılarak yapılabilirdi ama yükselen maliyeti şahsen ben lens aldığım sırada karşılamak istemezdim. O yüzden fiyatına göre son derece tatminkar ve gövde kalitesi ile bile önerebileceğim bir lens.

Odak uzaklığına gelecek olursak ki bu lensin en önemli özelliği bu. Yazının başında belirttiğim gibi ben ilk duyduğum sırada ön yargı ile yaklaştım. Ki ön yargı kötüdür:)

150-600mm gibi aslında yaban hayatı çekmeyenlere göre oldukça uzak aralığı barındırdığı için herkese hitap etmediğini ifade etmek gerekiyor. Ancak bu lens aslında çok temel bir sıkıntıyı da ortadan kaldırdı. Croplu makine kullananlar için ortalama telezoom lensler ihtiyaçlarını karşılıyordu. Ancak fullframe makine kullanıcıları için örneğin 70-200mm’nin son odak uzaklığı olan 200mm’nin yetersiz geldiği zamanlar oluyordu. Bu eksikliği crop ile giderebiliyorduk ancak o da belli bir seviyede buna izin veriyordu.

Ancak bunun gerçekten bir eksiklik olup olmadığını yine kullanıcılar karar verecekler. Ben bu bu lensten önce Sigma AF 100-300mm f/4 EX DG HSM APO kullanıyordum. Sabit f4 diyafram ve güzel aralığı ile son derece memnun kaldığım bir lens idi ancak zaman zaman 300mm yetersiz gelmeye başlamıştı. Sebebi ise ufak ufak da olsa yaban hayatı çekmeye başlamam. Aynı zaman da Gelin & Damat çekimlerimizde genellikle habersiz uzaktan çekimler yaptığım için ne kadar uzak olursam o kadar iyi. Dediğim gibi odak uzaklığının ne kadar önemli bir faktör olup olmadığına gene karar verecek olan kullanıcılar olacaktır.

Odak uzaklığıyla alakalı olarak bir tavsiyede bulunmam gerekiyor aslında, Eğer yaban hayatı (kuş, v.b.) çekiyorsanız veya çekmek istiyorsanız ideal bir lens. Bu lense alternatif lensleri yazının en sonunda ayrıntılı olarak değineceğim ancak hem genel kullanım için hem de yaban hayatı için bu lensin üzerine aynı maliyetler ile başka bir lens yok. Bu açıdan öneriyorum kesinlikle. Ancak sadece genel kullanım için alınacak tarzda bir lens değil asla. 150mm bile çok yakın kalacaktır genel kullanımda bunu iyi düşünmek gerekiyor.

Gelelim beni odak uzaklığı aralığı dışında en çok etkileyen konuya. Hatta belki odak uzaklığından bile daha çok etkiledi. Lensi almama bunu fark ettikten sonra karar verdim neredeyse. Diyafram açıklığı. Bu kadar yüksek odaklı bir objektif üretmenin üretim aşamasında en zor ve maliyetli yönü kısık diyafram değerleri. Bunu nereden mi biliyorum? Hemen örnek verelim.

Canon EF 400mm f/5.6L USM Lens – $1,249.00

Canon EF 400mm f/4 DO IS II USM Lens – $6,899.00

Canon EF 400mm f/2.8L IS II USM Lens – $9,999.00

Fiyatlar “http://www.bhphotovideo.com/” ‘dan 04.07.2015 tarihinde alındığını da belirtelim. Tüm lenslerde diyafram sayısal değeri azaldıkça yani maksimum diyafram kısıklığımız açıldıkça fiyatlar neredeyse katlanarak gidiyor diyebiliriz. Bu fiyat uçurumu odak uzaklığı yüksek lenslerde daha belirgin ortaya çıkıyor. Üstteki lenslerin tamamı L serisi lensler olduğunu belirtmekte fayda var. Yani farklı lens segmentlerini kıyaslamıyorum.

Benzer bir örnekte Canon 50mm’de mevcut.

Canon EF 50mm f/1.8 STM Lens – $125,00

Canon EF 50mm f/1.4 USM Lens – $329,00

2 katından daha fazla fiyat farkı var. İki lenste L serisi değil. Ancak f1.4’de hızlı netlemeyi sağlayan USM var. Ancak f1.8 lenste de son netleme teknolojisi olan STM mevcut.

Diyafram açıklıkları üretim maliyetlerini katlayarak artırıyor. Yeterince izah ettim bunu galiba. Konu daha fazla dağılmadan bu konunun Tamron 150-600mm ile olan ilişkisini ortaya koyayım.

Lensimiz

150-225mm aralığında: f5.0

226-427mm aralığında: f5.6

428-600mm aralığında: f6.3

diyafram açıklığı veriyor.

Bu verilerde bizim için önem teşkil eden kısmı kalın olarak belirttim. Daha ayrıntılı söylemek gerekirse 400mm’de f5.6 gibi değer veriyor. Canon’un sabit odaklı L serisi 400mm ile aynı başlangıç diyafram değeri oluyor demek bu. Üstelik bu lens odak uzaklığı değişebilen yani tele-zoom bir lens. Üstelik fiyatı daha ucuz (gün itibariyle $1.069,00). Bir de ek olarak titreşim engelleme özelliği mevcut.

Bu ayrıntı düşük ışık koşullarında çok işlevsel. Sürekli bu diyafram açıklığında kullanmak mümkün değil. Keskinlik sonuçlarına birazdan geleceğiz ama lensimiz en iyi performansını f.8 değerinde veriyor. Hemen hemen tüm lensler başlangıç diyafram değerinde keskinlik kaybı verirler. Çok büyük bir kısmı 2 stop sonra en keskin olduğu aralığa ulaşır. Tamron’da öyle.

Gelelim pek çok kişi için can alıcı kısıma. Keskinlik.

Aslında yeni nesil lensler arasında artık keskin olmayan veya keskinliği bizi tatmin etmeyen lens yok gibi bir şey. Yüksek çözünürlüklü sensörlerin piyasaya girmesiyle beraber pek çok lens üreticisi firma lenslerinin 2. versiyonları çıkarttı. Bu hem titreşim engelleme teknolojisini daha yakından takip etmek için idi hem de üstte yazdığım gibi yeni sensörleri besleyebilecek optik kaliteye ihtiyaç duydular. Bu sebeple keskinlik artık belirli lensler için eskisi kadar sorun değil. Yine de önemli bir ayrıntı.

Yazının sonunda örnek fotoğraflar ile destekleyeceğim bu incelemeyi ancak benim için esas olan laboratuvar sonuçları. Bu sonuçlar tabi ki her zaman gerçeği vermiyor. Zaman zaman şişirme sonuçlar oluyor. Ancak yazının başında dediğim gibi 2 3 inceleme sitesinin ortalama bilgileri birbiri ile örtüşüyorsa sorun yok demektir. Yani benim bir lensi incelerken kullandığım kıstas bu.

Aşağıda ephotozine sitesinin laboratuvar sonuçlarını paylaştım. Görsellerin üzerine tıklayarak büyük boylarına da erişebilirsiniz.

Görsellerdeki kullanılan ingilizce kelimelerin türkçelerini vereyim sonra da odak uzaklıklarına göre sonuçları ayrıntılı şekilde izah edeceğim

Edge: Kenar

Center: Orta

Weighted: Ortalama (Kenar ile Ortanın sayısal ortalaması)

150mm

150mm

Yazının başında Tamron’un bu objektifinin bu kadar yüksek zoom kapasitesinin çeşitli sıkıntıları olacağından bahsetmiştim(bahsetmemiş de olabilirim bilemedim şimdi) Mesela bunlardan birisi daha yüksek diyafram açıklığı kullanması isi muadillerine göre tabi ki. Diğeri de yüksek odak uzaklıklarına doğru bilhassa keskinliğin gözle görülür şekilde düşmesi.

Başlangıç odak uzaklığı olan 150mm’de her şey iyi hatta oldukça iyi. Gene yazının bir bölümünde söylediğim gibi f8’de mükemmel sonuçlar veriyor. Beklentiler de bu yöndeydi zaten. Ama başka bir önemli noktada sadece Center dediğimiz imajın orta kısmında değil aynı zamanlarda kenar kısımlarda da keskinlik oldukça iyi. Ancak şunu belirtmek gerekiyor ki 150mm odak uzaklığı bilhassa Full frame makinelerde yaban hayatı için yetersiz. Canlıya olan uzaklığınız da etkin tabi ki bunda ancak genel olarak yetersiz diyebiliriz. O yüzden sadece başlangıç odak uzaklığındaki keskinlik performansı tek başına belirleyici olamaz.

300mm

300mm

300mm odak uzaklığında da durum çok değişmiyor. Başlangıç diyafram değeri olan f5.6’da özellikle kenarlarda inanılmaz bir keskinlik kaybı var. Bu eleştirilebilir bir yön ancak gene aynı yere geliyoruz bu kadar yüksek zoom kapasitesi ve yüksek odak uzaklığına ait bir lenste bu tür eksiklikler olması normal. Eğer bu eksikliklerin yüksek maliyet oluşturmadan giderilmesi mümkün olsaydı kesinlikle yapılırdı zaten. Ancak buna rağmen f5.6’da orta kısımdaki keskinlik son derece kullanışlı hatta 150mm ile aynı değere sahip. Bu yüzden düşük ışık koşullarında yüksek odak uzaklığına ihtiyaç duyduğumuz zaman gayet kullanılabilir ve güzel sonuçlar alınabilir. f8 değerindeki sonuçlar gene oldukça iyi. Ancak ışığın biraz daha iyi olduğu durumlarda f11 diyafram değeri kullanılarak kenarlarda da iyi sonuçlar alınması mümkün. Yalnız 300mm gibi bir odak uzaklığına rağmen f8 diyaframda Excellent yani mükemmel keskinlik değerini elde etmesi son derece tatminkar ve iyi. Sayısal olarak artan diyafram değerleri diğer lenslerde olduğu gibi bu lenste de yükselen renk sapması sebebiyle keskinlik kaybına sebebiyet vermekte. Zaten uzun pozlama dışında odak uzaklığı sebebiyle bu yüksek diyafram değerlerinde kullanılması da pek mümkün olmayacaktır.

600mm

600mm

600mm’deki performansı lensin en kötü olduğu değerlere sahip. Lens genel olarak 500mm’ye kadar iyi sonuçlar çıkartıyor. Benim önerim ışık iyi ise, 450-500mm aralığında f11 değerinde kullanılması yönünde. Işık istediğimiz kadar iyi değilse ve perde hızından da fedakarlık edemiyorsan f8de kullanılabilir. 500mm’den sonra beklediğimiz keskinlik kaybı meydana geliyor. Ancak belirtmek gerekir ki kullanılmayacak seviyede asla değil. Örnek fotoğraflara baktığımız zaman da 600mm’de çekilen fotoğraflar son derece başarılı. Peki ne gibi bir handikap oluşturuyor? Croplama da sıkıntı yaşayabiliriz. %100 cropda görülen keskinlik kaybı mevcut 600mm odak uzaklığında. Burada bir tercih yapılabilir. 500mm odak uzaklığı civarında çekilen ancak cropa ihtiyaç duyulan daha keskin fotoğraflar mı? Yoksa 600mm odak uzaklığında çekilen ancak çok fazla cropa ihtiyaç duyulmayan fotoğraflar mı? Açıkça itirafta bulunmak gerekirse ben ikisini de tercih ediyorum. Eğer çekeceğim canlı ürkecek veya hızlı olmamı çok fazla gerektirmeyecek bir durumda ise hem 400-450mm odak uzaklıkların da hem de 600mm odak uzaklığında çekiyorum. İlk çektiğimi biraz daha yoğun olarak crop işlemine tabi tutuyorum. Diğerine o kadar yüksek crop değerleri kullanamıyorum daha sonra kıyaslıyorum. Bunun mutlak bir formülü yok. Zaten dijital fotoğrafçılığın en güzel yanı da bu. İstediğimiz kadar varyasyonda çekim yapabiliyoruz ve bunun en güzeline çekerken değil bilgisayar başında düzenledikten sonra karar verebiliyoruz. Bu güzel bir özgürlük.

Keskinliği genel olarak toparlamak gerekirse, son derece başarılı değerler ve sonuçlar karşımıza çıkarıyor. Bu ifadeyi çok fazla kullandığımın farkındayım ancak bu kadar geniş aralıklı bir zoom kapasitesi ve bu kadar yüksek odak uzaklıkları ele alındığından mükemmel bir iş çıkartmış diyebiliriz. Sonuçlar tatminkar olmaktan çok öte son derece başarılı. Bu lens sabit odaklı tele lenslerden daha iyi olduğunu iddia edemeyiz ancak rahatlıkla yarışır ve kaybetse bile çok düşük bir farkla kaybedebilir. Ancak titreşim engelleme özelliği, zoom yani değişken odak uzaklıklı bir lens olması ve fiyatı ile sabit odaklı lenslere fark atıyor.

 

Vinyet** – Distorsiyon*** – Lens Flare**** – Renk Sapması*****

Bunların her birini ayrı ayrı başlıklarda değerlendirmek istemedim çünkü lensi kullanılmaz hale getirecek kadar etki etmiyor hiç birisi. Yani bu lensi almamanız için veya beğenmemek için bir sebep oluşturmayacak kadar küçük etkiler veriyorlar. Gene de kısa kısa belirtmek gerekirse,

400mm’ye kadar vinyet  görünmüyor. 400mm’den sonrasında en açık diyaframda 2/3 stop kadar bir vinyet oluşuyor. Diyaframı bir üst değeri çıkarttığımızda ise bu vinyette ortadan kayboluyor. Yeni nesil lenslerde vinyet artık bir sorun değil zaten bu objektifte bunu hakkıyla hallediyor. Diyaframı bir üst değere çekmek istemezseniz (ışık yetersiz olabilir, daha açık diyafram değeri kullanmak istebilirsiniz) basit bir Photoshop veya Lightroom hamlesi ile bunu yine halledebiliyorsunuz.

Odak uzaklığı arttıkça distorsiyon azalır. Bu yeryüzündeki tüm objektiflerde böyledir. Açı genişledikçe yani odak uzaklığı düştükçe distorsiyon artar. Tamron SP AF 150-600 mm F/5-6.3 Di VC USD bu sebeple yoğun bir distorsiyon bulunmamaktadır. Hatta neredeyse hiç yok.

Element sayısının (optik parça) fazla olması sebebiyle Flare etkisinin çok olacağını düşünmüştüm. Ancak Tamron SP AF 150-600 mm F/5-6.3 Di VC USD bunu iyi bir şekilde gidermiş. Hiç yok diyemeyiz tabi ki. 300mm’ye kadar güneşi köşelerden aldığımız zaman Flare oluşuyor. 300mm’den sonra hiç yok denecek kadar az. Flare etkisini temizlemek pek kolay olmuyor genellikle ancak gerçekten çok küçük Flareler oluşuyor temizlemek pek zor olmaz. Ancak daha kolay bir yolu var. Parasoley kullanın :)

Renk Sapması da diğer etkenler gibi büyük bir handikap oluşturmuyor Tamron SP AF 150-600 mm F/5-6.3 Di VC USD için. Ancak şöyle bir bilgi vermek gerekiyor. Diğer lenslerin aksine başlangıç ve son odak uzaklıklarında (150mm ve 600mm) daha yoğun renk sapması verirken 250mm-500mm aralığında neredeyse hiç vermiyor. Diyafram değerini artırdıkça bir miktar daha artıyor ama asla görüntüye etkisi olacak düzeyde değil. Zaten artık Renk Sapması’da basit bir müdahale ile büyük oranda gideriliyor.

 

VC  (Vibration Compensation) Titreşim Engelleme Özelliği

Titreşim Engelleme

Titreşim Engelleme

Bir lense dair en büyük şüphem her zaman için titreşim engelleme performansı üzerine olmuş. Düşük odak uzaklıklarında çok büyük başarı ortaya koyan titreşim engelleme sistemleri daha yüksek odak uzaklıklarında aynı başarıdan çok uzakta bir performans çiziyorlar. Bu kısmen doğru ve normal odak uzaklığı arttıkça mm başına düşen titreşim miktarı artıyor ve doğal olarak aynı performans ile çalışması mümkün değil ancak bazı objektiflerde arada uçurum olabiliyor. Aynı zaman da daha yüksek enstantane hızında iyi bir şekilde çalışan titreşim engelleme sistemleri daha düşük hızlarda çok kötü sonuçlar ortaya koyabiliyorlar. Objektifi pek çok enstantane hızında ve pek çok odak uzaklığında denedim. Tüm sonuçları buraya koymamın bir anlamı yok ancak 350mm’de 1/4 perde hızında VR’li ve VR’siz çektiğim fotoğraf size yeterli fikri verecektir. Titreşim engelleme performansı oldukça iyi. 1/4 gibi oldukça düşük bir hızda bile çok tatmin edici bir sonuç almamızı sağlıyor. Yazının üst kısımlarında dediğim gibi bu lensin en önemli avantajlarından birisi Titreşim Engelleme özelliğinin bulunması. Bilhassa Canon ve Nikon’un benzer objektiflerine bu özelliği ile fark atıyor.

 

 

Sonuç

Tamron SP AF 150-600 mm F/5-6.3 Di VC USD muadillerinin çok ötesinde olmasa bile fiyat/performans olarak oldukça ilerisinde. Bilhassa 400mm odak uzaklığında f5.6 diyafram değeri vermesi, 500mm odak uzaklığına kadar son derece keskin fotoğraflar çekmesi  ve özellikle yaban hayatı için oldukça tatminkar sonuçlar vermesi ile karşımıza çıkıyor. Bana göre bu aralıktaki tele-zoom lensler arasında rahatlıkla tercih edebilir.

 

 

 

Lensteki kısaltmaların anlamları 

Tamron SP AF 150-600 mm F/5-6.3 Di VC USD

SP: Super Performance kelimelerinin kısaltılmışı olan SP serisi, Tamron’un en üst seviye objektif serisini tanımlamaktadır. Gövde yapıları ve optik kaliteleri ile diğer Tamron objektiflerden ayrılmaktadır.

AF: Auto Focus. Yeni otomatik netleme

Di: Digitally Integrated – Dijital makineler için özel optik kaplamaya sahip objektiflerdir. Sigma DG serisine denk gelmektedir.

VC: Vibration Compensation (Titreşim Telafisi) sistemi, Tamron’un optik titreşim önleyici sistemidir.

USD: (Ultrasonic Silent Drive) Ultrasonik netleme motorudur ve bu sayede netleme hem sessiz, hem de hızlı yapılır. Bu USD sistemi “Stator” denilen halka sayesinde yüksek frekanslı ultrasonik titreşimlerle çalışmaktadır.

 

 

 

 

* 3x demek ilk odak uzaklığının 3 katı kadar son odak uzaklığı olmalı. Mesela 70-200mm yi ele alalım. 70×3=210mm Bu sebeple bu lens kaliteli olduğunu farz ediyoruz. Ki öyle de zaten (genellikle ve göreli olarak)

**Vinyet: Elde ettiğimiz imajdan (fotoğraftan) orta kısmından köşelere gittikçe kararmalar görebiliriz. Objektifimiz ışık yoğun kısmını sensörün ortasına kenarlara ise daha az ışık düşürdüğü için bu durum meydana gelir.

***Distorsiyon: Distorsiyon hemen hemen tüm lenslerde bulunan ama özellikle geniş açı lenslerde karşımıza çıkan orta kısımın bombeleşmesi ve\veya orta kısımdan yanlara ve üstlere gidildikçe genellikle içeri doğru bükülmeler sebebiyle görüntüyü olumsuz şekilde etkileyen bir sıkıntıdır. Bu bükülmeler genellikle istenmez. Adobe Photoshop ve Adobe Lightroom programları ile distorsiyon büyük ölçüde ortadan kaldırılır. Ancak bu müdahale azda olsa açı kaybına sebebiyet verir. Burada söz ettiğimiz balık gözü lenslerde meydana gelen bükülmeler ise giderilmemektedir. Giderilme işlemleri mevcuttur ancak hem fotoğrafın kalitesi hem de imaj görüntüsü gözle görülür şekilde düşüş gösterir.

****Lens Flare: Işığı karşımıza aldığımızda ışık hüzmeleri lensin en öndeki elementine yani optik parçasına yani camına düşer. İlk optik parçaya düşen ışık hüzmesi sahne içerisindeki bir görüntü gibi sensör tarafında imaja eklenir yani kaydedilir. Daha basit anlatmak gerekirse, ışık kaynağı tarafından objektifin önüne düşen ışık sıçramalarıdır. Bu genellikle istenmez. Bunu iyi şekilde gideren objektifler başarılı olarak adlandırılır. Ancak zaman zaman güzel ve farklı fotoğraflar elde etmemize de yarayabilir.

*****Renk Sapması: İngilizcesi Chromatic Aberrations olan renk sapması sorunu gene hemen hemen tüm lenslerde bulunur. Renk sapması fotoğraflarımızdaki ışığın ve kontrastın geçiş bölgelerinde meydana gelen istemediğimiz genellikle mor bazen de sarı renkteki anlamsız renk değişim bölgeleridir. Bu anlamsız renk bölgeleri aslında(gerçekte) mor veya sarı renkte değillerdir ancak görüntü objektiften içeri girerken pek çok optik elemandan geçer ve bu sırada istenmeyen kırılmalar meydana gelir. Görüntü optik elemanlardan geçtikten sonra en son olarak sensörün üzerine düşer. Optiklerdeki meydana gelen kırılmalar sebebiyle özellikle ışığın geçiş bölgelerindeki dalga boyunu sensör tanımlayamaz ve oraya mor veya sarı renkleri yerleştirir.  Renk sapması sıklıkla diyafram değeri ile ilgilidir. Sıklıkla geniş açı lenslerde diyafram değeri yükseldikçe (genellikle f.11 ve üstü) tele lenslerde ise en düşük diyafram değerlerinde(genellikle f2.8’den f.4e kadar) karşımıza çıkar. Renk sapması çok yoğun olmadığı sürece sorun edilecek bir sıkıntı olmamasına rağmen dikkat edilmesinde yarar vardır. Ayrıca Adobe Photoshopta birkaç basit işlem ile ortadan kaldırılmaktadır. Özellikle circular balık gözü lenslerin siyah halka ile görüntünün birleşme hattında çok yoğun olarak karşımıza çıkar.

 

Not: Bu yazı 04.07.2015 tarihinde başlanmış, 08.11.2015 tarihinde bitirilmiştir. Bazı fiyatlarda değişiklik olmuş olabilir.

Yorumlar

yorum